Oktanyum'un Deneysel Amatör Roketçilik Web Sitesi


Ben Kimim?

Kırmızı Bebek adlı model roketimle


Oktanyum kelimesinin anlamını öğrenmeye boşuna gayret etmeyiniz! Bulamazsınız. Belki de ilk anda aklınıza periyodik tablodaki bir elementi çağırır gibi gelse de aslında lise yıllarında kimyaya olan aşırı düşkünlüğümden dolayı o zamanlar sınıf arkadaşlarımın taktığı bir lakaptı. Yıllar sonra internetle tanışıp da sanal ortamda bir rumuza gereksinim duyduğumda bu kelimeyi tekrar gün yüzüne çıkarmanın gerekliliğini duydum.

Amerika ile Rusya arasındaki uzayı fethetme yarışının en çekişmeli günlerinde doğdum. Uzayla ilk tanışmam beş yaşında iken etrafımdaki büyüklerin “ Aya insan gitmiş” lafının gerçek olup olmadığıyla ilgili tartışmalarına tanıklık etmemle olmuştu. Aydede’ye nasıl bir araçla gidilmişti acaba? Bu sorunun cevabını 4-5 yıl sonra Günaydın gazetesinin kupon karşılığında verdiği “Uzay Ansiklopedisi” ni babamın bana hediye etmesiyle bulabilecektim. Bu ansiklopedide uzay yolculuğunun tüm ayrıntıları anlaşılır bir dilde yazılmıştı. İlk kez roket kelimesiyle karşılaşıyor, uzay yolculuğunu gerçekleştiren Apollo ve Soyuz uzay araçlarını resimlerde de olsa inceleme fırsatını buluyordum. Bu ansiklopediyi defalarca gözden geçirmeme rağmen arkalarında cehennemsi alev çıkararak yükselen bu devasa roketlerin nasıl olup ta çalıştığını merak ediyordum. Bu sorunun cevabını hafta sonlarını halk kütüphanesinde geçirmekle bulabildim. Edindiğim bilgiler roketlerin katı ve sıvı yakıtlar yardımıyla uçtuğuydu. Sıvı yakıtlı roketlerin motorlarının bana çok karışık gelmesi, katı yakıtlı roketler üzerinde durmama neden oldu. O yıllarda (1976), TRT tarafından yayınlanan “Uzay Yolu” dizisi her çocuk gibi beni de etkiliyordu. En kısa zamanda kendime ait bir “Atılgan” imal etmeliydim.

Kitaplardaki resimlerden tarihteki ilk roketlerin dip kısmına delik açılmış bambu kamışların içine karabarut doldurulmasıyla gerçekleştiğini öğrenmiştim. Karabarut bulmak kolaydı. Çünkü babam avcıydı ve onun malzemelerinden habersizce de olsa karabarut ödünç almak, Von Braun gibi olacak benim gibi birisi için bir hak olmalıydı. Evimizin yanındaki boş arsada bir çay kaşığı karabarutla başlayan denemelerim bu dozun bir tatlı kaşığına ulaşıp etrafta tehlike arz etmeye ve babamın stoklarındaki açığı fark etmesiyle bir süreliğine sekteye uğradı. Kısa süren bu denemelerden avcılıkta kullanılan barutun roketçiliğe uygun olmadığını anlamıştım.

Yakıtlar üzerinde yaptığım araştırmalar beni roketlerde kullanılan barutların yanma hızlarının standart barutlardan daha düşük olması gerektiği bilgisine ulaştırmıştı. Bu nedenle yakıtlarımı kendim imal etmek için baharatçıdan güherçile ve kükürt satın aldım. Odun kömürünü bulmak ise çok kolaydı. Bunları ayrı ayrı havanda dövüyor, kadın çorabından eliyor ve elde ettiğim farklı tanecik boyutundaki kimyasallarla onlarca farklı bileşimde yakıt karışımları hazırlıyordum. Bu karışımlarla yaptığım yüzlerce deneme sürecinde başarısız bulduklarımı elerken başarılı bulduklarımı ayırıyordum. Doğal olarak bilimsel bir dayanağı olmayan bu deneysel çalışmalarımı deneme ve yanılma yoluyla yürütüyordum.

Tüm bu olaylar Türkiye’nin 80 öncesi siyasi yönden o karanlık günlerine denk geliyordu. Çalışmalarım yüzünden adım “bombacı”ya çıkmış militan veya anarşist yaftasının boynuma geçmesine az kalmıştı. 12 Eylül Harekatı olmuştu ve ben o yıl (1981) üniversiteyi kazanmıştım. Aileme göre artık üniversiteliydim ve bu çocuk oyuncağı şeyleri hemen bırakmalıydım. Uslu bir Türk evladı gibi büyüklerimin sözünü dinledim elbette...  

Nostalji yaparken kim olduğum sorusunu cevapsız bırakmış oldum galiba. Adım Oktay Poyraz... Doğup, büyüdüğüm,öğrenim gördüğüm kısacası hayatımın her dönemini geçirdiğim İzmir’de yaşıyorum. Mühendislik eğitimi aldığım üniversite yılları bana bilimsel bir ortama bulunma huzurundan başka olaylara daha bir objektif ve çok yönlü bakmamı sağladı. Mesleğimin gereği olarak ticari değer taşıyan ve hemen hemen tamamı kimya ve tarım sanayiine hitap eden işlerle meşgul oldum. Emekliyim. Evliyim ve iki kızım var.

Boş vakitlerimin tümünü deneysel roketçilik ve pirotekni alanındaki çalışmalarıma ayırıyor desem yeridir. Bu çalışmalarımın en önemli kısmını elbette atölye çalışmalarım oluştururken roketçilikle ilgili olarak bilgisayar başında geçirdiğim saatler de diğer bir kısmı oluşturuyor. Elbette ki bu çalışmalara en büyük desteği eşim ve kızlarımdan alıyorum. Bu destek bazen atölye çalışmalarıma aile bireylerinin bizzat katılması ile olurken, bazen de büyük kızımın İngilizce bilgisinden yararlanarak tercüme çalışmalarımda bana yardımcı olmasıyla gerçekleşmektedir. Buradan kendilerine bir kez daha şükran ve sevgilerimi sunmak isterim.


Ana Sayfa